Sertaç Mehmet Temizel

YAVUZ YEKTA

Yavuz Yekta Bey, büyükbabası müzikolog Rauf Yekta Bey’in İstanbul, Beylerbeyi, Çamlıca Caddesi 77 numaralı adresinde bulunan köşkünde, 15 Temmuz 1930 tarihinde dünyaya gelir. Babası Celâleddin Emced Yektay, (1904 - 4 Kasım 1954) Rauf Yekta Bey’in en büyük evlâdıdır. Fransız İlkokulu’ndan mezun annesi Hatice Saadet Hanım’la (1909 - 8 Kasım 1979), 24 Aralık 1925 tarihinde evlenmiştir.

Celâleddin Emced Yektay Bey, Galatasaray Lisesi’nden 1918-1919’larda mezun olduktan sonra, Ziraat Fakültesi’nde tahsil yapmıştır. Ziraat Yüksek Mühendisi olarak Fransa ve Cezayir’de de ziraat tahsil etmiş ve 1925-26 yıllarında Almanya’da Prof. Ervin Baur’un araştırma enstitülerinde bitki, tohum ıslâhı üzerine ihtisas yapmıştır. Yurda döndükten sonra Eskişehir’de Sazova Tohum Islâh İstasyonu’nu kuran ve bu müessesenin 30 yıl müdürlüğünü yapan Celâleddin Emced Bey; Tarım Bakanlığı’nın muhtelif şube müşavirliklerinde de bulunmuş ve dünya çapında tanınmış tarım uzmanlarındandır.

Annesi Saadet Hanım, Tapu Umum Müdür Muavinliği’nden emekli Mustafa Mazhar Bey’in kızıdır. Çok küçük yaşlarda musiki eğitimi aldığı için mükemmel derecede piyano ve ud çalabiliyordu. Evlendikten sonra, en az 8-9 yıl kayınpederi Rauf Yekta Bey’den de musiki dersi alan Saadet Hanım, Yavuz Yekta Bey’in dedesiyle arasında mükemmel bir bağlayıcı ve taşıyıcı köprü olmuştur.

Babası Celâleddin Emced Bey, Arapça, Farsça, Fransızca, Almanca ve İngilizce bilirdi, Slav lisanlarının pek çoğunu da anlardı. Kendisi gibi üç-dört dil bilen dede Rauf Yekta Bey’le daha 1920’lerde Latin harfleriyle Türkçe olarak mektuplaşırlardı. O tarihlerde henüz Harf İnkılâbı yapılmamıştı. Bu tavırları bile onları, büyük Atatürk’ün inkılaplarına gönülden susamış aydın insanlar olduğunu göstermeye yeter.

Yavuz Yekta Bey, 1940-41 yılında Eskişehir’de Ülkü İlkokulu’nda okur. 1947-48 yılında Eskişehir Ortaokulu ve Eskişehir Lisesi’ni, Şubat 1954 yılında da Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ni bitirir. Veteriner Fakültesi’ne devam ettiği yıllarda ortaokul 3. sınıftan beri Eskişehir’de aynı sınıflarda beraber okuduğu Nurhan Orkun adında bir kız arkadaşınla tekrar karşılaşan Yavuz Yekta Bey, kendisine evlenme teklif eder. Ve 16 Nisan 1950 yılında Eskişehir’de hayatlarını birleştirirler.

1954 yılının Şubat ayında Veteriner Fakültesi’nden veteriner hekim olarak mezun olan Yavuz Yekta Bey, hemen akabinde Ankara Merkez Veterinerliği’ne atanır. Bir ay sonra çekilen kurada Artvin’in Şavşat kazası veteriner hekimliği görevi çıkar. Eşi ikinci çocuğuna hamile olduğu için Artvin’e gitmek istemez ve görevinden istifa eder. Parasız-yatılı (leylî-meccanî) okuduğu için devlete olan borcunu daha sonra taksit taksit öder.

1960-61 yıllarında Yedek Subay Veteriner Hekim olarak Muş 227. Piyade Alayı’nda askerliğini yaparken Güney Doğu Anadolu’da “at vebası” salgını çıkar. Mardin Vilayeti Veteriner Müdürlüğü emrine, sivil göreve verilir. Ve köy köy dolaşarak, binlerce ata, at vebası aşısı yapar.

10 yaşlarında Kaval üflemeye başlayan Yavuz Yekta Bey’e bir gün babası, İstanbul’dan dede Rauf Yekta Bey’in neylerinden birini getirerek “Ney üfle ve bizim öz musikimizle uğraş” der. Neyin sesini çıkarmayı başarabildiği andan itibaren babasına hak veren Yavuz Yekta Bey, 63 yıldır yalnız ney ile meşguldür.

Bir ilkokul müdürü olan merhum Neyzen Mükerrem Tincer Hoca’dan aldığı, -Giriftzen Asım Bey’in Rast Peşrevi’nin birinci hanesi ve teslimini öğrenecek kadar- kısa bir ders haricinde bir ney ya da musiki hocası olmayan Yavuz Yekta Bey’in, Türk Musikisi Nazariyatı konusundaki bilgisi; dedesi Rauf Yekta Bey’den ona intikâl eden kütüphanesinden, Hüseyin Sadettin Arel ve Suphi Ezgi’nin kitaplarından ve diğer üstadların konuşmalarından edindiği bilgilere dayanmaktadır.

Kısacası, musiki konusunda kendi kendisini yetiştirmeye gayret gösteren Yavuz Yekta Bey, 500 yıllık ve daha eski Türk Musikisini, defterler dolusu Hamparsum notasıyla yazılmış notalardan, Rauf Yekta Bey’in kendi el yazısıyla yazdığı nota ve kitaplardan, Darülelhan Neşriyatı notalarından öğrenmiştir.

1953 ile 1960 yılları arasında Eskişehir’de musiki faaliyetlerine devam eden Yavuz Yekta Bey, Eskişehir Türk Musikisi Derneği’ni kurarak pek çok öğrencinin yetişmesine vesile olur. 1940’lardan bu yana halen de musiki dersleri vermeyi sürdüren Yavuz Yekta Bey, tek nefesle “Allah” adını sülüs hatla yazan üstadların aşkıyla, musikiye nefes verir, ney üfler…

Son yıllarda Koç Üniversitesi’nde, İTÜ’de, Robert College’de, Pera Sanat Lisesi’nde, öğrencileriyle meşk eden Yavuz Yekta hoca, 1949 yılından bu yana 300 kadar beste yapmıştır. Çeşitli formlarda bestelenmiş bu eserlerin özelliği, katı form yasalarına uymayan sözlü eserlerdir. Bu eserler, Türk şiiriyle bestelenmiş şarkılar ve kararlarda da sıkı müzikoloji sınırlarına boyun eğmeyen tarzdadır. Örneğin, Rast ve Nihavent makamında bir eseri, Rast perdesi yerine Segâh perdesinde bırakmak gibi birtakım özgürlükler sergilemektedir.

2003 yılı baharında İTÜ’de “serbest vezinle bestelenmiş” eserler hakkında vermiş olduğu açıklamalı konser çok beğenilmiş ve öğretim görevlisi doçentler, konservatuar öğrencileri ve dinleyiciler tarafından da söylenmiştir.

Son 10 yıldır “Musikiyle Tedavi” üzerine besteler ve denemeler de yapan Yavuz Yekta Bey’in bu eserleri de merak uyandırmış ve pek çok yerde başarıyla kullanılmıştır. “Musiki Tabletleri” adını verdiği bu çalışmalar, meditasyon müziğinin aksine, Türk Musikisi’nin tedavi sistemleriyle yapılanmıştır. Ve dinleyenleri doğal yollardan şifaya ulaştırmaktadır.

Uzun yıllar üzerinde çalışarak tamamladığı yeni bir ses sistemine “Türk Musikisi Yeniden” adını vermiştir.

Ney üfleyerek ruhları titreten Yavuz Yekta Bey hakkında ne söylense azdır. Her an Allah huzurunda bulunduğunun bilincinde olarak, her adımını hayırla atan, her zaman ve her yerde herkesin yardımına koşmaya hazır bir insan...

Yavuz Yekta Hoca'mız 17 Temmuz 2014 akşamı ebedî âleme göç etti. Sevenleri onu hiç unutmayacaklar. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.

Sertaç Mehmet Temizel

Takip et: @smtemizel

Copyright © 2009-2013 Léon Design