Sertaç Mehmet Temizel

SÜMERLER VE SÜMER MUSİKİSİ

"1941 senesinde, Sümer musikisine ve bu musikinin şimdiki Türk musikisiyle bağına ilişkin Beyoğlu Halkevi'nde bir konferans vermiştim. O zaman birçok dostum, hattâ hiç tanımadığım bazı kişiler, konferansta bahsettiğim hususlara ilgi göstererek, bu hakikatlerin sınırlı bir dinleyici kitlesine özgü bırakılmamasını ve mümkünse konferansın tekrarlanarak ve ayrıca makale hâlinde de yayınlanmasını ısrarla benden istediler. Milli bir konuya karşı, tanıdığım, tanımadığım bu ortak ve samimi ilgiden çok duygulandım. Bu nedenle her iki isteği de yerine getirmek sözü ağzımda çıkıverdi. Artık bir borç niteliği alan bu iki işi yerine getirmek için uygun bir vesile bekliyordum.

1944 senesinde İstanbul Belediye Konservatuarı'nca gerek öğrencinin, gerek diğer konuya ilgi duyanların kültür ufuklarını genişletmek amacıyla, Şehir Tiyatrosu Dram kısmında bir konferanslar serisi düzenlenmişti ve çeşitli kültür dallarına ait olmak üzere her hafta bir konferans veriliyordu. Bu konferanslara konservatuar öğrencisinden daha çok, halkın ilgi gösterdiğini ve salonu dolduran dinleyicilerden çoğunun dışardan gelenler olduğunu hayretle görmüştüm.

Bu konferanslar dizisi esnasında da değerli bilim adamı dostum İsmail Hami Danişmend'den de Sümerler hakkında bir konferans rica ettim. Ve bunun yanısıra, diğer bir bilimadamı dostum Ord. Prof. Dr. Salih Murad Uzdilek'ten de bilim ve musiki konulu bir konferans vermesini rica etmiştim. Kendisinin, öğretici ve aydınlık görüşleri sayesinde "Türk Musikisi Üzerine Etütler" adlı eserini kazanmış olduk. Avrupa'da Sümeroloji tahsil ettikten sonra Sümerler hakkında uzun seneler kendisine has özenli araştırmalar yapmış ve bundan on sene kadar evvel Türk Dil Kurumu'nun teklifi üzerine Sümerler konulu iki büyük ciltlik bir eser de yazıp kuruma teslim etmiş. Ne yazık ki bu değerli eser o zamandan beri basılmamıştır. Kuşkusuz bu bilim adamı dostum, bu konu hakkında en yetkili kişidir.

Ord. Prof. Dr. Salih Murad Uzdilek, konferansını, 11 Nisan Salı günü çok kalabalık bir dinleyici karşısında sundu. Biz Türkler için çok önemli olan bu büyük konuyu, bir saatlik konferansın çerçevesi içine sığdırmak mucizesini göstererek dil, fonetik, lengüistik, gramer, etimoloji, antropoloji, etnoloji ve etnografi bakımlarından Sümerlilerin milliyeti konusunu inceledi. Ortaya koyduğu her bir madde için ayrı deliller ve misaller ileri sürdü ve Sümerlerin Orta Asya'dan Mezopotamya'ya göç etmiş eski Türklerden olduklarını hiç tereddüde yer bırakmayan bir kesinlikle kanıtladı. Değerli bilim adamının bu konferansından sonra benim işim daha kolaylaşmış oluyordu. Ertesi hafta, Sümerlerin musikisi hakkındaki konferansımı, yeni notlar ve ilâvelerle tekrarlayarak bir sözümü yerine getirmiş oldum.

Ama hayret!... Bu ikinci konferansımdan sonra âdeta bir suç işlemişim gibi, hücumlarla karşılaştım. Bir gazeteci, benim Sümer musikisini karşılaştırırken, benzerliklerini arttırmak için eklemeler yaptığımı ifade eden manidar yazılar yazma nezaketini esirgemedi. (...) Birincisinin, "metinlerin üzerinde oynamalar yaparak bozduğum" suçlamasını cevap vermeye gerek görmüyorum. Çünkü kıyasladığım Sümer ilâhîsiyle, Mevlevî Naa'tinin notaları konferansımdan çok önce yayınlanmış olarak meydandaydı. Hâlâ da duruyor!... Aslında herkes kendine lâyık olan şekilde hareket eder. Ben kendime böyle bir hareketi yakıştıramam. (...) F. Hommel ismindeki bir Alman Sümerolog, Sümercenin iki yüz kök kelimesini ele alarak bu kelimelerin hep Türkçe olduklarını ve altı bin senelik müthiş uzun bir zaman sonra dahi hâlâ Türk dilinde yaşadıklarını kanıtlayan bir kitap yazmıştır (Zweihundert sumero-türkische Wortverglechungen, Müchen 1915, als Manuskript vervielfaeltigt). Yazar 1915'te kendi el yazısıyla bastırdığı bu kitabı Türklere ithaf etmiş ve sonsuz hayranlığının bir ifadesi olarak kabına eski bir Uygur atalar sözünü şöyle eklemiştir: "Ark-türküngüz-lâr asylmaky bolzun" Bu Uygur cümlesi "kuvvet ve kudretiniz artsın" demektir. F. Hommel'in kitabındaki Sümerce kelimelerden birkaç tane örnek vermek istiyorum: Gilip = kelebek, kirid = yiğit, sukud = söğüt...

... Sümer musikisi hakkındaki bilgilerimin kaynağı olan "The Music of the Sumerians" adlı bu kitabın yazarı, milattan 2800 sene önceye ait bir mezarın içinde bulunarak, Amerika Philedelphia Üniversitesi Müzesi'ne konulmuş kamıştan yapılma bir Sümer flütünün, tam ölçüsüne uygun bir eşini meydana getirmiş. Ve bu kamışı üflediğinde gerçekten do, re, mi, fa, diyez, sol, la, si seslerinin çıktığını görmüş. (...) Söz ve saz musikisinin yazıyla kaydetme yönteminin, yani nota yazısının eski Yunanlılar tarafından icat edildiği sanılıyordu. Son zamanlardaki araştırmalar bu düşüncenin de yanlış olduğunu göstermiştir. Çünkü nota yazısının, Yunanlılardan önce Sümerlilerde kullanıldığı kesinleşmiştir. (...) Umulur ki, yeni yeni keşifler ve kazılar yapıldıkça bugünkü karanlık noktalardan bir kısmı aydınlanır. Çünkü, Sümer Türklerinden kalma binlerce tablet, dünyanın çeşitli müzelerinde hâlâ incelenmemiş ve tercüme edilmemiş hâlde durmaktadır. Bu tabletler, okunup deşifre edildiği zaman birçok hakikatin meydana çıkacağı şüphesizdir. (...) Sümer ilâhîsinde de aynı şekli görüyoruz. Dikkati çeken üçüncü nokta ise, "recitativo" üslûbundaki ve özellikle bu üslûbun "rectotono" denilen tek perdeli çeşidindeki usul bölümleridir. Bu tarz, Türk musikisinde fazlasıyla hâlâ yaşamaktadır. Örneğin bayram salâtındaki şu bölüme bakınız.

 
Takip et: @smtemizel

Copyright © 2009-2013 Léon Design