Sertaç Mehmet Temizel

RAUF YEKTA

Asıl adı Mehmet Rauf olan Rauf Yekta Bey 1871'de İstanbul'un Aksaray semtinde dünyaya gelir. Babası Ahmed Ârif Bey, Kaptan-ı Derya Ağa Hüseyin Paşa'nın torunu Hüseyin Hüsnü Bey'in soyundan gelir. Annesi İkbal Hanım'ın sülâlesi ise, Damad İbrahim Paşa'ya kadar uzanır. İlk öğrenimine Simkeşhâne Okulu'nda başlar daha sonra Mahmudiye Rüştiye'sine devam eder. Burayı birincilikle tamamladıktan sonra Lisan Mekteb-i Ali'sinin Fransızca Bölümü'nü bitirir ve Sadaret Dairesi'nde görev alır. Böylece Divan-ı Hümayun Beylikçi Muavinliğine kadar yükselir. 1922'de bu görevden emekliye ayrıldıktan sonra Darülelhan'da Türk Musikisi Tarihi ve Kuramı dersleri vermeye başlar. 1926'da bu okulun Türk Musikisi Bölümü kapatılınca, aynı okul bünyesindeki Tarihî Türk Musikisi Eserleri Tespit ve Tasnif Heyeti'nin başına getirilir. Ölümüne değin görev yaptığı bu kurulda, din dışı klâsik yapıtların yanısıra, dinî musikinin en önemli yapıtlarının da notaya alınıp yayınlanmasını sağlar.

1922'de Fransa'da Albert Lavignac yönetiminde bir kurulca yayınlanan Encyclopedie de la Musique'eyazdığı "La Musique Turque" adlı uzun makalesi, uluslararası Türk müziği çalışmalarında birinci derecede bir başvuru kaynağı olma özelliğini sonraki yıllarda da korumuş ve bu eser 1986'da Türk Musikisi adıyla Türkçeye çevrilerek yayınlanmıştır.

1932'deki Kahire Müzik Kongresi'nde Mesut Cemil Bey'le Türkiye'yi temsil eden Rauf Yekta Bey, kongrenin makam, ika ve bestekârlık komisyonu başkanı seçilmiştir. Rauf Yekta Bey, müziğe genç yaşta Zekai Dede Efendi ile Bolahenk Nuri Bey'den meşk ederek başlar, Celalettin Dede'den tanbur dersleri alır. Cemal Efendi ile Aziz Dede'den de ney çalmayı öğrenen Rauf Yekta Bey, Yenikapı Mevlevihanesi'nde zaman zaman neyzenbaşılık yapar. Fizikçi Salih Murat Uzdilek'ten akustik dersleri alır; müzik kuramına ilişkin Fransızca, Arapça ve Farsça kaynakları araştırır. Bu çalışmalar sonunda, Ataullah Dede, Celalettin Dede ve Hüseyin Fahrettin Dede'yle ilk kez Türk musikisi ses sistemini akustik açıdan açıklamaya çalışır. Türk musikisinin Batı notasıyla yazılabilmesi için özel yöntemler belirler. Darülelhan'ın yayınladığı tüm notalarda onun belirlediği "Rauf Yekta Sistemi" adı verilen yöntem kullanılır. Rauf Yekta Sistemi, daha sonra Hüseyin Saadettin Arel ve Suphi Ezgi'nin belirlediği Arel-Ezgi Sistemi'nin temelini oluşturur.

Türkiye'de gerçek anlamda müzikbilimi yayıncılığının öncüsü olan Rauf Yekta Bey, "Yegah Mevlevi Ayini", "Mahur Peşrev", "Bayatiaraban Saz Semaisi" başta olmak üzere geleneksel üslupta bestelediği yapıtlar, türünün başarılı örnekleri kabul edilir. Müzik Üstadları dizisini oluşturan Hoca Zekai Efendi (1900), Hoca Abdülkadir Meragi (1902) ve Dede Efendi (1925) başlıca yapıtlarından birkaçıdır. Şark Musikisi Tarihi (1925) ve Türk Musikisi Nazariyatı 1924-1929) adlı yapıtları Türk Müziği Tarihi ve Kuramı açısından önemli bir kaynak oluşturmakla birlikte basımı tamamlanamamıştır.

8 Ocak 1935 tarihinde, 65 yaşında Beylerbeyi'ndeki evinde vefat eden Rauf Yekta Bey, Nakkaşbaba Mezarlığı'nda toprağa verilir. Abdülbaki Gölpınarlı'nın onun ölümü üzerine söylediği tarihi şiiri şudur:

Nây kırılsın, Tanbur âh ü efgun eylesin

Hazret-i Yekta Rauf'u aldı agûşa ebed

Bâkiyâ geldi dü çeşmimdem sirişk-i firkat

Kutb-i nâyi Ney gibi hâmuş oldu elmeded

Torunlarından sadece Yavuz Yekta Bey musikiye yakın ilgi duymuştur ve halen de bu çalışmalarını sürdürmektedir.

 

Takip et: @smtemizel

Copyright © 2009-2013 Léon Design