Sertaç Mehmet Temizel

MÜZİK RUHUN GIDASIDIR

Büyük yazar Tolstoy'un ölümsüz eserlerini hayranlıkla okuduğum gençlik yıllarımda, güçlü kaleminin kaynağını hep merak ederdim. Bu yüzden de, onun yaşam hikâyesine ait her türlü ayrıntıyı bilmek isterdim. Elime geçen muhtelif biyografilerini okuduğum geçmiş yıllarda, Tolstoy'un roman yazarken hiç müzik dinlemediğini öğrenmiştim. Sebebi de müziğin güçlü etkisinden kendisini kurtaramadığı içinmiş.

Geçen yıl bir edebiyat dergisinde, Gabriel Garcia Marquez'in "Başkan Babanın Sonbaharı" romanını yazarken sürekli Bela Bartok dinlediğini ve bunu da kimseye söylemediğini, ama yıllar sonra Barcelona'lı genç müzikologların bu romanın yapısının Bartok'a benzediğini keşfettiklerini okumuştum.

Müziğin edebiyatla içiçe geçişini ve ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu gösteren bu hikâye, aslında bir bakıma da müziğin üstünlüğünü göstermektedir.

Spiritüalizm konusuyla yakından ilgilenmeye başladığım yıllarda, tüm geçmiş spiritüalist araştırmacıların müzikle yakından ilgilendiğini öğrendim. Ruhsal konularla içiçe yaşayan, ama müziği sevmeyen insanın olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Elbette ben de bu genellemenin dışında değilim. Çalışmalarım esnasında sürekli müzik dinlerim ve halen de bu alışkanlığımı sürdürüyorum. Zaman içinde, özellikle Bedri Bey'in yazdıklarını sadeleştirirken ve yorumlarken, hep Chopin'in ve Beethoven'in eserlerini dinlediğimi fark ettim. Bu durumun nasıl meydana geldiğini halen de bilmiyorum, ama şundan eminim ki, bu eserler, Bedri Bey'in kitaplarındaki karmaşık bölümlerin daha çabuk çözümlenmesinde bana yardımcı oluyorlardı. Sözlüklerin ve bilgimin yetersiz kaldığı zamanlarda, içime doğan ilhamların birer anahtarı oldu bu besteler. Ruh derinliğine sahip birçok bilge kişi müzikteki sihrin farkındadırlar: Örneğin Erzurumlu İbrahim Hakkı şöyle demiş:

     Mûsikî hikmete dair fendir,

     Bilene bilmeyene rûşendir.

     Nice esrârı var idrâk idecek,

     Yer gelür sîneleri çâk idecek...

Tasavvuf Musikîsi'nin ruhu terbiye edici ve yükseltici tesirleri ise, Batı Müziği'nin bestekârlarının eserlerini gölgede bırakacak kadar etkilidir. Tasavvuf erbabı, söz ustası olduğu kadar aynı zamanda da müzisyendir.

Örneğin, Türk kültür hayatımızın en büyük sufîlerinden biri olan Hz. Mevlânâ, aynı zamanda çok iyi bir müzisyen ve rebabîdir. Oğlu Sultan Veled usta bir bestekârdır. Itrî,Hammamizade İsmail Dede, Zekai Dede diye saymaya başlarsak sonu gelmez engin bir musiki deryasına dalar gideriz... Özetle, her kim ruhsallık adına bir faaliyette bulunuyorsa müzikten uzak kalması mümkün değildir.

Barcelona'lı genç müzikologların, Gabriel Garcia Marquez'in romanındaki Bela Bartok yapısını keşfettikleri gibi, okuyucularımın da yazdıklarımı okurken; Chopin ve Beethoven'in eserlerini hissedeceklerini sanmıyorum elbette. Ama hiç olmazsa bu web sayfalarını izlerken işitmelerini arzu ettim. Bu nedenle de, -sitemin düzenlenmesi esnasında- çalışırken dinlediğim bu eserlerin bazıları, plânlara eşlik etmesi için yerleştirildi. Umarım beğenirsiniz.

Sertaç Mehmet Temizel / 20 Şubat 2006

 

Frédéric Chopin Ludwig Van Beethoven Bedri Ruhselman
Takip et: @smtemizel

Copyright © 2009-2013 Léon Design