Sertaç Mehmet Temizel

HÜSEYİN SADETTİN AREL

Hüseyin Sadettin Arel 18 Aralık 1880 Yılı'nda İstanbul'un Vefa semtinde dünyaya gelir. Babası Anadolu Kazaskeri Mehmet Emin Efendi, annesi Fatma Zekiye Hanım'dır. İlkokulu Vefa'daki Taş Mektep'te okur. Daha sonra babası İzmir kadısı olunca, ailece oraya yerleşirler. İzmir Fransız Koleji'nde orta ve liseyi bitirir. Her ne kadar babası ileri görüşlü ve batılı anlamda eğitim almasını sağlamışsa da, aynı zamanda İzmir medreselerine devam ederek Arapça ve Farsçayı da öğrenmesini ister. Böylece medresenin orta kısmından da icazetname (diploma) almıştır. 1906'da Mekteb-i Hukuku Şahaneyi (Hukuk Fakültesi) birincilikle bitirir. O zamanki kurallara göre "Maarif Madalyası" ile ödüllendirilir.

İzmir Vilayeti Özel Kalem Müdürlüğü ile Adliye Nezareti'nde çeşitli görevlerde bulunduktan sonra, İstanbul'da Deniz Ticaret Mahkemesi üyeliğine, ardından Adliye müfettişliğine atanır. Washington'da toplanan Uluslararası Hukuk Kongresi'ne hükümet temsilcisi olarak katılır. (1910) Adliye Ceza İşleri müdürlüğüne, bir buçuk ay sonra da Adliye müsteşarlığına getirilir (1911). Ama ertesi yıl müsteşarlıktan ayrılır. Ve daha sonra sırasıyla, Şura-yı Devlet üyesi (1913), Tapu Kadastro genel müdürü(1914), Şura-yı Devlet Tanzimat Dairesi başkanı (1915) olur. 1918'de Şura-yı Devlet'in (Danıştay) kaldırılması üzerine görevinden çekilir. Bu tarihten sonra hiçbir resmî görev almaz. İzmir ve İstanbul'da serbest avukat olarak çalışır. Türk Hukukçuklar Derneği'nin kurucusu ve ilk başkanıdır.

1907 Yılı'nda Sadrazam Abdurrahman Paşa'nın kızı ile evlenen Hüseyin Sadettin Arel'in kitap sevgisi de yaşamında önemli bir yer tutar. Konu itibariyle birbirinden çok farklı kitaplar toplamıştır. Çok büyük evlerde yaşadığı için H. Sadettin Arel'in kütüphanesinde her çeşit kitap vardı. Kitapların belli başlı konuları şunlardı: Tıp, psikoloji, metafizik, felsefe, sosyoloji, hukuk, müzik ve diğer dünya edebiyatı klasikleri. 1910 yılında babası ölünce, genellikle İslâmî ilimler ve Arapça üzerine olan kitaplar da ona kalır. Kayınpederi Abdurrahman Paşa'nın Kuruçeşme'deki köşkünde oturur. Paşanın ölümünün ardından 1920 Martı sonlarında müttefik kuvvetleri İstanbul'u işgal ederler. Fransız işgal kuvvetleri komutanlığı zorla Abdurrahman Paşa'nın köşküne yerleşir. Köşkün işgali iki buçuk yıl kadar sürer. Ailesiyle birlikte evden atılan H. Sadettin Arel'in, ardında bıraktığı değerli kütüphanesi darmadağın edilmiştir. Fransız işgal kuvvetleri aynı oyunu Emin Paşa'nın konağında, İbnülemin Mahmut Kemal İnal'ın kütüphanesine de yapmışlardır. Bu Türk bilgininin de, değerli kitap ve arşivini perişan etmişlerdir.

1938'de "Şehbal" 1939'da "Türklük" adlı dergileri çıkarmış, Şehbal'i 100, Türklük dergisini ise 15 sayı yayınlayabilmiştir. 1948'den sonra da yazılarını "Musiki Mecmuası"nda yayınlamıştır. Müzikle ilgilenmeye çocukluk yaşlarında başladığı için birçok enstrümanı çalabiliyordu. Müzik sevgisi, onu ülkemizin yetiştirdiği en önemli müzikologlarından biri yapmıştır. Türk Filarmoni Derneği'nin kurucusu ve ilk başkanıdır.

Klâsik, özellikle dinî ve Mevlevî musikisinde başlıca hocası ney virtüözü, bestekâr Eyüp Bahariye Dergahı Şeyhi Hüseyin Fahrettin Dede'dir. Mevlevîhanelere devam ettiği süre içinde klâsik Türk musikisi repertuar bilgisini genişletmiştir.

    XVI. yüzyıldan XX. yüzyıl başlarına kadar doğru dürüst bir edvar (Türk musikisi bilgisi ve nazariyatı) yani, müzikoloji kitaplarının yazılmamış olduğunu ilk fark edenler tanburi ve neyzen Yenikapı Mevlevîhanesi Şeyhi Mehmet Celâleddin (1870-1907) Dede ile Galata Mevlevîhanesi Şeyhi Mehmet Atâullah (1871-1910) Dede olmuştur. Bu isimlere H. Sadettin Arel'in hocası Hüseyin Fahrettin Dede'yi de eklemek gerekir. İşte bu üç şeyh, öğrencileri olan Rauf Yekta, Dr. Suphi Ezgi ve H. Sadettin Arel'e bu konuda çalışma yapmasını isterler. Öncülüğü Rauf Yekta Bey yapar, diğerleri onu takip ederler.

Hüseyin Sadettin Arel 1943-1948 arasında İstanbul Belediye Konservatuarı müdürlüğünü yapar. Görev süresi içinde 1926 Yılı'nda kapatılan Türk müziği bölümünü yeniden açar. 1948'de açılan İleri Türk Musikisi Konservatuarı'nın kurucuları arasında yer alır. Yazıları, konferansları ve dersleriyle, Türk müziği makamlarının, formlarının ve çalgılarının kullanılmasıyla oluşacak, yepyeni, çoksesli bir müzik yaratılması için çaba gösterir. Türk ve Batı müziklerinin çeşitli formlarında toplam 741 eser besteler.

Hüseyin Sadettin Arel'in basılmış kuramsal yapıtlarının en önemlileri Türk Musikisi Nazariyatı Dersleri (1968) ve Türk Musikisi Kimindir (1969) adlarını taşır. Bunlardan birincisinde perdeler, aralıklar, dörtlüler, beşliler, makamlar, usuller ve formlar açıklanır, klasik yapıtlardan örnekler verilir. Diğerinde ise Arel, önce Türklük dergisinde (1939'da Arel tarafından 15 sayı yayınlanmıştır), sonra Musiki Mecmuası'nda tefrika edilen "Türk Musikisi Kimindir" başlıklı yazılarında, bazı Batılı yazarların ve onlara dayanan bazı Türk yazarlarının ileri sürdüğü Türk müziğinin Eski Yunan, Bizans, Arap, İran müziklerinden kaynaklandığı yolundaki savlara karşı çıkar. Bu tezlerinin en ilginci "Sümerler ve Sümer Musikisi" adlı makalesidir.

Temelini Rauf Yekta Bey'in çalışmalarının oluşturduğu bir müzik sistemini Dr. Suphi Ezgi Bey'le birlikte kuram haline getirir. Bu kuram hâlen Türk musikisinde "Arel-Ezgi" sistemi olarak geçerliliğini sürdürmektedir.

Hayatında hiç içki kullanmayan Hüseyin Sadettin Arel siroz hastalığına yakalanır. Kısa zaman süren hastalığı sonucunda 6 Mayıs 1955 Cuma günü sabah 8:50'de İstanbul Bomonti'deki evinde 74 yaşında vefat eder. Cenazesi, Şişli Camii'nden kaldırılarak Zincirlikuyu Asrî Mezarlığı' gömülür.

 

Takip et: @smtemizel

Copyright © 2009-2013 Léon Design