Sertaç Mehmet Temizel

İLGİNÇ VE ÖZGÜN BİR ROMAN: 197 GÜN

Yazar: Sultan Tarlacı

Polisiye roman türü edebiyatımızda pek gelişmemiştir. Çünkü toplumumuzda kişiler düşman bildiklerini ya pusuya düşürerek ya da ortalık yerde herkesin gözü önünde dan dan vurarak öldürürler. Yani cinayet işlemek için uzun plânlarlar yapmaya, komplolar düzenlemeye ihtiyaç duymazlar. Zaten bu yüzden de değil midir ki, düello geleneği toplum yapımızda pek görülmez. İşte öncelikle Sultan Tarlacı’yı bu sığ polisiye roman türünde eser verdiği için cesaretini kutlamak gerek.

197 Gün romanının içeriğine gelince, parapsikolojik konuları işlemesinden dolayı ülkemizde bir ilk olmuştur. Romanda ilk göze çarpan kişi elbette başkarakter olduğu için Nörolog Dr. Saltı’dır. Hem genç hem de bekâr olduğu için kadınlar tarafından cazip bulunmaktadır. Ama o kadınlardan ziyade merak uyandıran parapsikolojik konularla daha yakından ilgilenmektedir. Ayrıca mesleğini icra etmek için de geçmişte hayli mücadele etmiş biridir.

Diğer karakterler arasında Komiser Vefa, İtalyan asıllı Federiko, psişik yetenekleri olan matematik öğretmeni Jülide Hanım, Tika lakaplı antikacı İlker Bey ve eşi Füsun Hanım, acil servis doktoru İlker Bey, homoseksüel Tugay ve manken arkadaşı Tatu’yu hemen sayabiliriz. Karakterler arasında geçen diyaloglarla onları tanırken zaman zaman da onları ölmüş insan ruhlarının bakış açılarıyla farklı yüzlerini görmekteyiz. Çünkü romanda anlatıcı olan dış ses zaman zaman susmakta, yerini ruhların konuşmaları almaktadır. Hatta bir köpek ruhunun da konuştuğuna tanık oluruz. Bu da romana ilginç bir boyut daha katmaktadır.

197 Gün romanını okurken Portekizli yazar José Rodrigues dos Santos’un “Tanrı’nın Formülü” (A Formula De Deus) adlı romanı aklıma geldi. Yazar Kuantum Fiziği, teorik matematik, entropi, büyük patlama, izafiyet teorisi ve metafizik gibi konuları bilimsel bir tutarlılıkla roman karakterleri üzerinde işleme başarısını göstermiş. Okuyucu, İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı yetkilileri ve CIA ajanları kadar, Albert Einstein’ın geride bıraktığı formülünü merak ederken soluksuz bir maceranın içinde kendisini bulur. Çünkü Portekiz, İran, Tunus ve Tibet gibi ülkelerde ölümcül bir takip romanda sürüp gitmektedir. Bu romanın bir film senaryosuna çok yatkın olduğu ilk bakışta söylenebilir.

Aynı şey “197 Gün” romanı için de düşünülebilir. Çünkü konu itibariyle hayli ilginç ve özgün. Fakat romanın senaryolaştırılması esnasında olayların geçtiği şehirlerin ve mekânların daha belirginleşmesine ihtiyaç var. Yazar Sultan Tarlacı, konuyu daha öne çıkarmak için şehir ve ortam plânlarını biraz sisli bırakmayı tercih etmiş olabilir. İyi bir senaristle çalışıldığı takdirde; yönetmen Vincent Ward’ın “What Dreams May Come (1998)” ve Yönetmen Jerry Zucker’ın “Ghost (1990)” filmlerini aratmayacak kalitede bir film ortaya çıkabilir.

197 Gün romanı özgün yapısıyla sıradışı olma özelliğini taşırken, edebiyat dünyamızda birçok yazarı da kıskandıracak bir eserdir. Bu sebeple mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.

Sertaç Mehmet Temizel / 5 Mayıs 2015

Takip et: @smtemizel

Copyright © 2009-2013 Léon Design