Sertaç Mehmet Temizel

Dr. BEDRİ RUHSELMAN

Dr. Bedri Ruhselman 1898 yılında, İstanbul’un Fındıklı semtinde dünyaya gelir. Babası, kıdemli yüzbaşı (bahriye kolağası) askeri cerrah Cemal Efendi, annesi ise Kastamonu kale komutanı binbaşı Hüsnü Efendi’nin kızı Safiye Hanım’dır. İlkokulu Şemsi Mekatip’te okur. Çocukluğunun ilk yılları İstanbul’un Fındıklı semtinde geçer. 1902 yılında babasının Çanakkale’ye tayin olması nedeniyle, ilkokulu ve orta okulu Çanakkale’de tamamlar.

On yaşındayken, müziğe olan ilgisi nedeniyle alaturka keman dersleri almaya başlar. Keman derslerini veren hocası Kazım Efendi’ye göre, yeteneği çok fazladır. On iki yaşındayken, kendisi için bir dönüm noktası sayılabilecek “Cinlerle Muhabere” (haberleşme) adlı küçük bir cep kitabı eline geçer. Gizlice okur. Çünkü, babası bu tür konularla ilgilenmesini istememektedir. Benzeri kitapları okumaya zaman içinde devam eder. Hatta bir gün, kitaplardan birinde, imamın mezar başında talkın vermesinden sonra bazı olayların ortaya çıktığının ve ölen insanların kabir azabı yaşadıklarını okur. Bu konu, onun son derece ilgisini çeker. Gerçekten ne olup bittiğini anlamak için bir cenazenin peşine takılarak mezarlığa kadar gider ve orada sabahlar. Artık, çocuk denilebilecek bir yaşta, ruhsal olaylara karşı ilgisi karşı konulamayacak bir hale gelmiştir.

On beş yaşına geldiğinde babasının ve onun bazı arkadaşlarının yanında, ilk celse denemesini yapar. Bu celsede bir savaşın çıkacağını öğrenir. Nitekim 1914’te, birinci dünya savaşı patlak verir. Savaş nedeniyle ailesi, Bedri Bey’i, lise öğrenimine Kabataş Lisesi’nde devam etmesi için İstanbul’a yollar.

Lise eğitimi sırasında, keman derslerini de almayı sürdürür. Hocası üstat kemancı Bay Braun’dur. Kısa zamanda çok büyük ilerleme kaydeden Ruhselman’a hocası, diğer keman öğrencilerine ders vermesi için teşvik eder.

1916 Yılı'nda Kabataş Lisesi’ni bitirdikten sonra Tıbbiye’ye girer. Ailesi de artık İstanbul’a gelmiştir. Ruhselman’ın eline o dönemlerde, “Hakikat-i Muhammediye” adlı bir kitap geçer. Bu kitapta tüm ayrıntılarıyla cennet anlatılmaktadır. Cennete kimlerin gireceği belirtilmekte, en üst sırayı da şehit olanların alacağı vurgulanmaktadır. Bu kitaptan çok etkilenir ve Çanakkale savaşına gönüllü gitmeye karar verir. Bu kararında ailesinin asker kökenli olmasının da rolü vardır. Hemen askerlik şubesine giderek gönüllü yazılır.

Ertesi gün bir gazetede Aksaray’daki falcının ilânı dikkatini çeker. Bu tür esrarengiz konulara meraklı olan Bedri Bey, bu falcıyı görmek ister. Oraya gittiği zaman, falcının kendisini görür görmez, savaşa gönüllü gitmesinin yanlış olduğunu ve eğitimini tamamlamasını söylemesi, onu şaşkınlık içinde bırakır. Falcının yanından büyük bir hayal kırıklığı ve moral bozukluğuyla ayrılır.

Bu falcının, babasının işini, kendisinin öğrenci olduğunu, askere yazıldığını ve cennete gitmeyi düşündüğünü, bir anda nasıl bildiğinin şaşkınlığı içinde eve gelir. Durumu ailesine anlatınca evde bir telaş başlar. Çünkü o gün şubeye gidip teslim olması gerekmektedir. Bir çözüm bulma ümidiyle Bedri Ruhselman’ın yüzbaşı olan dayısı, o sıralarda subayların gelip gittiği Sirkeci’deki Meserret Kahvehanesi’ne onu götürür. Oradaki subaylarla konuşurken, yan masada oturan bir subay konuşmalara kulak misafiri olur. Daha sonra, Ruhselman’ın dayısından olan biteni anlatmasını ister. Şimşek mavisi gözleriyle dikkatlice dinleyen subay, genç Ruhselman’a dönerek şunları söyler:

“Oğlum, duyguların çok güzel. Vatan için ölmek şereftir. Ama sen çok gençsin ve okuyorsun. Evet, milletimizin askere ihtiyacı var. Ama okumuş insana daha çok ihtiyacımız var. Savaşta insan bir kere ölür. Ama okumuş bir insan yaşayarak, vatanına her gün hizmet eder. Sen de eğitimini tamamla ve milletine bu yolda hizmet et.”

Sonra cebinden bir kart çıkararak üzerine bir şeyler yazar ve “Bunu, Harbiye Nezareti’ndeki falanca yetkili şahsa götürün ve yeğeninizin ismini oradan sildirin” der. Dayı ve yeğen kartı alırlar ve teşekkür ederek hemen yola koyulurlar. Yolda kartın arka tarafını okuduklarında şu adı görürler: “Miralay Mustafa Kemal”

Tüm yakınlarına sonradan anlattığına göre, büyük Atatürk’ü yakından gördüğü bu olay Bedri Ruhselman’ı çok etkilemiştir. 1920 Yılı'nda Bedri Ruhselman, Tıp Fakültesi’nin dördüncü sınıfındadır. Bu arada da keman dersleri devam etmektedir. Özellikle adli tıp hocası Saim Ali Bey, onun müzikteki başarısını çok desteklemektedir. Müzik sevgisi daha ağır bastığı için, Bedri Bey tıbbiyeyi bırakmak ister. Avrupa’da müzik eğitimi görmeyi arzular. Ama bunun için para gereklidir. Kadıköy Bostancı’da oturan Mısırlı bir Prenses, Bedri Bey’i himayesine alır ve ona maddî yardım sağlar.

1920 yılında Prag’a gider. Orada konservatuarı bitirdikten sonra “Meister Schule”nın, (virtüöz okulunun) sınavlarına girer. Çok zor olan bu sınavı vermeyi başarır. Son sınıfın ikinci yarısına kadar, bu okula devam eder ve keman dalında virtüözlük derecesine yükselir. (Bedri Bey’in sevdiği bir eser.)

Bedri Ruhselman, Prag’daki müzik eğitimi sırasında tanıştığı bir kişiden, ruhçuluk konusundaki ilk bilgileri alır. Eğitimin yanı sıra, metapsişik araştırmalara da başlar. Fransızca, Almanca ve az da olsa İngilizce bilmenin verdiği kolaylıkla teorik ruhçuluğu dünya literatüründen çok iyi izler. Allan Kardec, Gustave Geley, Charles Richet, Leon Denis gibi klâsik ruhçuluğun öncülerinin yazmış olduğu ciddi eserleri inceler. Kitaplardan okuduklarını uygulayarak hipnotizmayı da öğrenir. Fakat kendisine mali destek sağlayan prensesin maddî durumu bozulur. Bu yüzden virtüözlük sınavlarına giremeden Türkiye’ye dönmek zorunda kalır.

Cumhuriyetin ilânını izleyen ilk yıllarda Türkiye’ye dönen Bedri Ruhselman, 1926 ile 1935 yılları arasında Anadolu’nun çeşitli yerlerinde müzik öğretmenliği yapmaya başlar. Çok sevdiği müziği 1934 yılında başından geçen bir olay nedeniyle tamamen bırakır. Daha sonra yarıda bırakmış olduğu Tıp Fakültesi’ne yeniden döner. Üniversiteden mezun olduktan sonra, Profesör Frank’ın yanında ihtisas görerek dahiliye uzmanı olur. Ardından İzmir’de bir muayenehane açar.

Dr. Bedri Ruhselman bu arada ruhsal araştırmalara da devam etmektedir. Teorik ruhçuluğu çok iyi öğrenen Bedri Bey, artık düzenli celse çalışmalarına geçmiştir. Ruhsal âlemden ilk yüksek bilgileri 1936 yılında ünlü müzikolog Hüseyin Sadettin Arel’in medyumluğu aracılığıyla almaya başlar. Kendisini “Üstad” adıyla tanıtan bedensiz varlıktan alınan yüksek bilgiler yirmi celse sürer. 1946-1953 arası, en azından on bedensiz varlıktan tebliğler alan Dr. Bedri Ruhselman, bu yoğun çalışmasının ürünlerini, yayınladığı eserlerinde kullanmıştır.

Dr. Bedri Ruhselman bir süre de Bakırköy Akıl Hastanesi’nde çalışır ve incelemeler yapar. “Fener” adlı bir dergide yazıları yayınlanır. Mart 1938’de yayın hayatına başlayan dergi parasal sorunlar yüzünden 1938 Ağustosunda -altıncı sayıda- kapanır. 1952 Yılı'nda “Ruh ve Kâinat” adlı bir dergi yayınlamaya başlar. Fakat bu dergi de maddî imkânsızlıklar nedeniyle sadece 18 sayı çıkar.

Dr. Bedri Ruhselman 1940-41 yıllarında, yedek yüzbaşı rütbesiyle doktor olarak askerliğini yapar. Askerlikten sonra, spiritüalizmle ilgili çalışmalara yine devam eder. Bu arada Afganistan, Türkiye’den doktor istemektedir. Birkaç doktorla birlikte 1943 Martı’nda Afganistan’a gider. Kâbil’deki Rıfkı Sanatoryumu’nda üç yıl süreyle başhekimlik görevini yürütür. Bu ülkede çalışırken, bir ara Hindistan’a gidip orada kalma girişiminde bulunur. Fakat İngilizler kabul etmez. Afganistan’da geçen bu üç yıl içinde deneysel çalışmalarını sürdürür. Aynı zamanda üç ciltlik “Ruh ve Kainat” adlı kitabını tamamlamaya çalışır.

1945’de yurda dönen Dr. Ruhselman, bir yıl sonra -1946’da- uzun yıllar süren araştırmalarının ürünü olan Ruh ve Kâinat adlı eserini yayınlar. Bu kitap ülkemizde yayınlanmış, ruhçuluğun ve metapsişik biliminin ilk ciddî eseridir.

1947’de İzmir’de açtığı muayenehanesinde doktorluk mesleğini sürdürürken, Hipokrat yeminine uygun düşmeyen ve doktor olarak yüklendiği sorumluluk anlayışına ters düşen bir olay, muayenehanesini kapatmasına neden olur. Bundan sonra kendini tamamen spiritüel çalışmalara verir.

Bu çalışmalardan elde ettiği bilgileri Ruhlar Arasında (Gayret Kitabevi İstanbul, 1949), Allah (Gayret Kitabevi İstanbul, 1950), Medyumluk ve ruhların dünyamızdakilerle görüşme ve münasebetlerinin neo-spiritüalizm görüşüyle ilmi izahı (İstanbul, 1951) ve neo-spiritüalizme göre Mukaddereat ve İcabat (Gayret Kitabevi İstanbul, 1953) adlı eserlerde toplar.

Türkiye’deki Metapsişik Biliminin öncüsü olan Dr. Bedri Ruhselman, “neo-spiritüalizm” adını verdiği ekolün kurucusudur.

18 Şubat 1960 Perşembe günü saat 21:10 sıralarında enfarktüsten 62 yaşında vefat eden Dr. Bedri Ruhselman, Zincirlikuyu Asrî Mezarlı’ğında toprağa verilmiştir...

Takip et: @smtemizel

Copyright © 2009-2013 Léon Design